Ads 468x60px

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Baba, Çocuk ve Köpek

Oturduğum semt otobanda ezilen, başıboş, aç susuz gezen, hasta ve en çok hüzünlü  bakışlı köpekleriyle nam salmıştır. Orman arazisine bırakılan sahipsiz köpekler, ormandan kolayca çıkar; her gün onlarcası, kamyonların altında ezilir. Kamyonlar...Şehrin çerçöpünü burnumuzun dibine yığmaya giden ve asla kural tanımayan kamyonların şöforleri, bazısı her gün "köpek öldüren"...  O yalnız ve hüzünlü köpeklerin bir kısmı alışveriş merkezi camından beğenilmiş "Ay çok tatlııı" diyen sevgiliye veya çocuğa alınmış, hevesleri geçince çöp gibi sokağa atılmış köpeklerdir.Onlar sokağa uyum sağlayamaz ; eğreti durur geçen arabaya havlamaları, diğerlerine dayılanmaları. Diğerleriyse doğma büyüme şehirlidir, sizin sokaktan bizim sokaktan kopup gelmiş, bir avuç  memleketsizdir.. İşte bir gün bu kaldırımsız semtte ezilmeden yürümeye çalışırken bir bağrışma duydum. Bizim küpeli kulaklardan biri telaşla oraya buraya koşarak havlıyor, bir baba bağırıyor, bir çocuk da ağlıyordu.Anlamak icin yaklaştım. Baba eline birkaç tas almış köpeğe atıyor, bir yaşlı kadın bağırarak "Oğlum ne yapıyorsun!" diye engellemeye çalşıyor. Baba ise "Bize saldıracaktı!" diye panikle bağırıyor. O sırada anne ağlayan oğlunu çekiştiriyor. Yanlarından yürüyerek geçiyorum, köpeğe birşey olmuş mu, çocuk iyi mi acaba diye yüreğim ağzımda...Köpek uzaklaşıyor. Baba, anne ve çocuk arkamda yürümeye başlıyor. Çocuk ağlamaya devam ediyor. "Ne korkmuştur şimdi " diyorum içimden. Bir dönsem arkamı, elini tutsam ufaklığın "Geçti tamam" desem."Korkma ben burdayım" desem? En çok da " Ağla" demek isterdim.
"Korkan çocuklar ağlar. Rahat rahat ağla. Benim güvenli kollarımda ağla."
Birden kafamdaki düşünceler annenin bağırmasıyla kesiliyor. "Ağlama dedim sana!" Çocuk daha da ağlıyor. "Sana ağlama dedim. Beni duymuyor musun?" Çocuk çığlık atmaya başlıyor. Baba muhtemelen hala olayın şokunda, sesi çıkmıyor. Elindeki taşlarla bir "köpek öldüren" olabilirdi, hem de çocuğunun gözü önünde !Anne susmayan çocuğu için farklı bir yöntem denemeye karar veriyor. "Sulugööz. Sen hep böyle yaparsın zaten" diye dalga geçmeye başlıyor. Gerisini ne siz sorun ne ben söyleyeyim, zira bu kadari yeter.
Şehir bizi ne hale getiriyor. Ağlamaya tahammülümüz yok. Her küçük tehlikeyi canımıza kast algılıyoruz. Sürekli tetikteyiz. Kendimizi sakinleştirmek bu kadar zorken, çocuğu anlamak ve sakinleştirmeye çalışmak ne zor.
Anne babalar için üzüldüm, çocuklar için de, köpekler hatta kamyon şöforleri için de...

3 yorum:

  1. Ben de üzüldüm. Bazen ayni sizin gibi izliyorum olaylari, disaridan. Anne-cocuk, baba-cocuk iliskilerini. Bazen icim sizliyor ebeveynlerin cocuklarina gösterdikleri tepkilerden. Agzimi acip da birsey diyemiyorum. Öyle bakip basimi baska yöne ceviriyorum icim sizlayarak..

    YanıtlaSil
  2. bu gözlemlerin nicesiyle öyle çok karşılaşıyorum ki. bir kitapta 'çocukların biz büyükler gibi duygularını kontrol edemedikleri'ni okumuştum. hakikaten de öyle. korktuklarında, üzüldüklerinde hemen ağlıyorlar ki çok da iyi yapıyorlar bence. içlerinde biriktirip sıkıntı yapmayı,kendilerini yiyip bitirmeyi büyüyünce öğrenecekler nasılsa.

    YanıtlaSil
  3. Yorumlarınız için teşekkür ederim. Herşeyi kontrol edemiyoruz ve her yerde tepki veremiyoruz. Bu yüzden yazmak, bu yüzden sanatla ifade etmek rahatlatıyor. Anne babaların üstünde ciddi bir yük olduğunu, bazı davranışları istemeden yaptıklarını biliyorum. Bu nedenle eğitim ve paylaşım grupları yürütüyorum.
    Evet çocuklar duygularını zor kontrol eder. Malesef bazen biz büyükler de böyleyiz. Keşke hem kendimizi kontrol edebilsek hem de içimize atıp yiyip bitirmesek...

    YanıtlaSil